Free Web Site - Free Web Space and Site Hosting - Web Hosting - Internet Store and Ecommerce Solution Provider - High Speed Internet
Search the Web

TARiH DÜNYASI

 

 

ORTA ASYA'DA İLK TÜRK DEVLETLERİ

 

 

İÇİNDEKİLER:

 

 

TÜRKLERİN ANAYURDU

 

Türklerin ilk yurtları Orta Asya; doğuda Kingan Dağları’ndan batıda Hazar Gölü’ne, kuzeyde Sibirya Ovası'ndan güneyde Hindukuş ve Karanlık Dağları’na kadar uzanan geniş bir ülkedir. En eski yurt kuzeyde Baykal Gölü ile Obi Irmağı, güneyde Gobi Çölü ile Çungarya arasıdır.

Türklerin Göçebe Olmasının Nedenleri:

                

Türkler;

*  Irmaklardan sulamada yararlanılamaması

*  Tarım ve elverişli toprakların azlığı

*  Yağışların azlığı

*  Göçebe yaşantıyı sürdürmeleri

 gibi nedenlerle hayvancılıkla uğraşmak zorunda kalmışlardır. Hayvancılığın gerektirdiği koşullar ise göçebe bir yaşantıya yol açmıştır.

 

NOT: Orta Asya'nın en eski uygarlık merkezleri Altaylar ve Batı Türkistan’daki Anav ve Namazgah civarıdır. Bu bölgedeki kültür coğrafi koşullardan dolayı bir göçebe kültürüdür. Sert doğa koşullarına göre ve ihtiyaçlar tarafından belirlenmiştir.

Zor doğa koşulları Türklerin örgütçü olmalarına ve askerlik alanında gelişkin olmalarına yol açmıştır. Orta Asya'da meydana gelen bu kültür Yakındoğu uygarlık merkezlerinden etkilenmemiştir. Bunun nedeni bu merkezlerden uzakta olmasıyla (coğrafi konumuyla) yakından ilgilidir.

 

Orta Asya Göçlerinin Nedenleri

*  İklimin değişmesi

*  Tarımsal alanların azlığı

*  Nüfuslarının artması

*  Hayvan hastalıkları

*  Kendi aralarındaki savaşlar

gibi nedenlerle Türklerin tarihin bilinmeyen zamanlarında Orta Asya'dan göç ettikleri düşünülmektedir.

 

Göç Yolları: Göçler, Hazar denizinin kuzeyinden Avrupa içlerine, Hazar denizinin güİ1eyinden Ön Asya'ya, Afganistan üzerinden Hindistan'a, Doğu Türkistan üzerinden Çin ve güneydoğuya 0lmuştur.

 

Göçlerin Sonuçları: Göçler, uzun yıllar devam etti. Güneybatıya göç eden topluluklar, bu bölgelerde yeni Türk devletleri kurdular, Batıya giden topluluklar ise zaman içinde varlıklarını kaybettiler. Diğer kavimler arasına karışarak eriyip yok (asimile) oldular.

yukarı

 

 

 

ORTA ASYA'DA KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ 

 

ASYA HUNLARI

 Hunlar tarihte bilinen ilk Türk devletidir ilk hükümdarları Teoman ,en ünlü hükümdarları ise Onun oğlu Mete'dir. Hunlar'ın Çinliler üzerine yaptığı akınlar Çin Seddi'nin yapılmasına yol açmıştır. Mete Han, sağlam bir ordu ve devlet teşkilatı kurarak Orta Asya'nın bütün göçebelerini kendisine bağlamıştır. Mete Han'ın askerlik alanında yaptığı düzenlemeye ''Onluk Sistem'' denir. Bu sistemin etkileri günümüzde halen devam etmektedir

          Mete, Çin'i yenmesine rağmen, bu ülkeye hiç bir zaman yerleşmemiş, bu ülkeyi vergiye bağlamakla yetinmiştir. Bunun nedenleri Çin'in yerleşik, Türklerin ise göçebe olması, Çin'in geniş bir ülke olması ve Çinlilerin nüfusunun çok, Türklerin nüfusunun az olmasıdır. Mete Han, ipek Yolu'nu da egemenliğine almıştır Hunlardan sonra da ipek Yolu egemenlik mücadelesi Türk-Çin mücadelelerinin temel çıkış noktası olmuştur.

 Hunlar;

*  Taht kavgaları

*   İpek Yolu'nu Çinlilerin ele geçirmesi

*  Yeteneksiz hükümdarların başa geçmesi

 gibi nedenlerle önce doğu ve batı diye ikiye ayrılmışlar, daha sonra da Doğu Hunları Kuzey ve Güney Hunları diye ikiye bölünmüştür.

 Hun Devleti'nin Yıkılışı: Mete'den sonra tahta çıkan hükümdarlar, ülke bütünlüğünü koruyamadılar. Hun akınları durakladı. Zengin güney-batı toprakları elden çıktı. Devlet gelirleri azaldı. Çin’den alınan vergi ve hediyeler azaldı. Çin propagandaları hızlandı. Hun prensleri arasındaki anlaşmazlıklar iç huzursuzluğu ar1tırdı. Bunun sonucu boylar, yavaş yavaş Hun yönetiminden ayrılmaya başladılar. M.Ö 54 yılında Hunlar, Batı ve Doğu Hunlar olmak üzere ikiye ayrıldı. M.Ö 36 yılında batı Hunlar yıkıldı. Kıtlık yılları Hunları zor durumda bıraktı. 48 yılında Doğu Hunları, Kuzey ve Güney Hunlar olmak üzere ikiye ayrıldı. Kuzey Hun Devleti, Siyenpi ve Çin saldırıları sonucu İç Asya'daki hakimiyetini kaybetti. Hun ülkesi, Siyenpilerin istilasına uğradı. Kalabalık Hun kütleleri batıya doğru çekildiler. Güney Hunlar da 216 yılında Çin'in egemenliği altına girdiler.

 Kavimler Göçü: Hunların batıya doğru çekilmesi, çeşitli kavimleri harekete geçirdi. Bu kavimler, birbirlerini yerlerinden atarak topraklarını işgal ettiler. IV. yüzyıl sonlarında meydana gelen bu olaylara kavimler Göçü adı verilir. Kavimler göçü, Avrupa'nın etnik yapısını değiştirdi. Hunların önünden kaçan Germenler , Roma İmparatorluğu’nun çöküşünü hızlandırdılar. Bunun sonucu imparatorluk, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı (395). Germen kavimlerinin saldırıları Batı Roma İmparatorluğu’nun zayıflaması ve yıkılmasında etkili oldu (476).

Kavimler göçü ile yerlerinden edilen Germen kavimleri birbiri ile kaynaştılar. Bunun sonucu günümüz Avrupa’sının temelleri atılmış oldu. Bozkır sanatı, Avrupa'yı etkiledi. Türk kültürü bütün Orta çağ boyunca Avrupa'da devam etti.

 

2. AVRUPA HUN DEVLETİ :

Batıya doğru ilerleyen Hunlar, Alan ülkesini işgal ettiler. Güneye yönelip Uı1a'ya kadar ilerlediler (370). Daha sonra Hazar denizinin kuzeyinden batıya doğru, kavimler göçünü başlatan yürüyüşe geçtiler (374) .Hunlar, 378 yılında Tuna’yı aşarak Trakya’ya kadar ilerlediler. Bir süre sonra yurtlarına geri döndüler. 395 yılında tekrar harekete geçtiler. Macaristan’a yerleşerek Avrupa Hun Devleti'ni kurdular. Hunların en parlak dönemi, Attila dönemidir. Bu dönemde Doğu Roma İmparatorluğu vergiye bağlandı (447). Paris -civarında Orleans'ta Batı Roma İmparatorluğu ile savaşıldı. Galya, hakimiyet altına alındı. Attila'nın ölümünden sonra ülke bütünlüğü korunamadı. Hunların büyük bir kısmı Karadeniz'in batı kıyılarına döndüler. Bunlardan arta kalanlar Bulgar ve Macarların oluşumunda büyük rol oynadılar.

 

3. GÖKTÜRKLER

 Göktürkler, Türk adını resmi devlet adı olarak kullanan ilk Türk devletidir. Göktürkler, Yakut ve Ogur (Bulgar) Türkleri dışındaki bütün Türk asıllı toplulukları idaresi altında birleştirmeyi başardı.

Bumin, Tabgaçlarla birleşerek Avarları yenilgiye uğrattı. Ötüken merkez olmak üzere Göktürk Devleti'ni kurdu (552). Bumin Han, ülkenin batı bölümünün idaresini kardeşi İstemi’ye verdi. Bumin Han'ın ölümü üzerine yerine oğlu Mukan Kağan geçti. Bu dönem. Göktürklerin en parlak dönemi oldu. Batı ordularına komuta eden İstemi, Sasani1erle ittifak kurdu. Akhun Devleti yıkılarak toprakları iki ülke arasında taksim edildi. Sasanilerin İpek Yolu'nu kapamaları üzerine ilişkiler bozuldu. Sasanilere karşı Bizans ile ittifak oluşturuldu. Göktürk ve Bizans saldırıları Sasanilerin gücünü büyük ölçüde zayıflattı.

 

Göktürk Devleti’nin Yıkılması: 581 yılında iç karışıklıklar başladı. Göktürk Devleti, doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu Göktürk Devleti, 630 yılında yıkıldı. Doğu Göktürk Devleti'nin yıkılmasından sonra Çin baskıları arttı. Çinliler Türk boyları arasındaki çekişmeleri körüklediler.

Mücadeleler aralıksız devam etti. 657 yılında Batı Göktürk toprakları Çin kontrolü altına girdi.

 

İkinci Göktürk Devleti: Çin hakimiyeti 30 yıl kadar devam etti. Kutluk, Çin hakimiyetine karşı ayaklandı. Ötüken’i ele geçirdi. Kutluk'un kağan ilan edilmesi ile İkinci Göktürk Devleti kurulmuş oldu (680). Bilge Kağan zamanı en parlak dönemidir.  Uygur, Karluk ve Basmiller itaat altına alındı. Çin ordusu bozguna uğratıldı (720). Bilge Kağan'ın ölümünden sonra hanedan üyeleri birbirine düştü. Karışıklıklar bütün ülkeye yayıldı. Basmiller, Karluklar ve Uygurlar birleşerek Göktürk hakimiyetine son verdiler (742).

 

Türklerin ilk yazılı eserleri olan Orhun Yazıtları II. Göktürklerden kalmadır. Dil, edebiyat, tarih ve hitabet sanatı bakımından önemi olan bu kitabelerin başlıcaları Bilge Kağan, kardeşi Kül-Tigin ve vezir Tonyukuk adına dikilenlerdir.

 

NOT: Orhun Yazıtları 1893 yılında Danimarkalı bilgin Wilhelm Thomsen tarafından okunmuştur.

 

4. UYGURLAR

Göktürk hakimiyeti sona erince Basmiller bölgeye hakim oldular. Kısa bir süre sonra Uygurlar yönetimi ele geçirdiler. Yerleşik hayata sahip olan Uygurlar, ticarete büyük bir önem verdiler. Ticareti geliştirmek amacıyla Çin ile iyi ilişkiler kuruldu. Zaman zaman Çin'e askeri yardım yapıldı.

Böğü Kağan zamanında Mani dini, Uygurlar arasında yayıldı. Bu inanç, Uygurların savaş inancını büyük ölçüde zayıflattı. 840 yılında Kırgızlar, Uygur topraklarına girdiler. Halkın büyük bir kısmı kılıçtan geçirildi. Uygurların bir kısmı Karluk ülkesine ve Çin'e, büyük bir kısmı ise Doğu Türkistan'a göç etti.

 

Kansu Uygur Devleti: Uygurların bir kısmı Çin'in kuzeyinde Kansu Bölgesi’ne yerleşti (847).Ancak askeri bir başarı gösteremediler. Daha çok Ç1n ile ticari ilişkilerde bulundular. 1226 yılında Moğollara tabi oldular.

 

Doğu Türkistan Uygur Devleti: Batıya çekilen Uygurlar, Beşbalık ve Turfan taraflarına yerleştiler (856). Çin ve batı ülkeleri ile ticari ilişkilerini geliştirdiler. Sanat ve edebiyat alanında önemli gelişmeler gösterdiler. Önce Karahıtay daha sonra Moğollara bağlandılar.

 Şehir kuran ve göçebelikten yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğu Uygurlar olmuştur. Bununla birlikte eski Türk dinsel inancı olan Şamanizmi bırakarak Mani, Buda ve Hıristiyanlık gibi dinlerin etkisine girmişlerdir.

Tarım ve ticaretle uğraşmışlar, sanat ve edebiyat alanında zengin ürünler bırakmışlardır. Kendilerine özgü 14 harfli alfabeleri vardı. Ayrıca Çinlilerin etkisiyle kağıdı ve matbaayı da kullanmışlardır.

 

Kırgızlar:
 Büyük Hun Devleti zamanında İrtiş nehri havalisinde oturuyorlardı. Daha sonra Göktürk ve Uygurlara tabi oldular. 840 yılında Uygurlara saldırarak kendi devletlerini kurdular. XIII. yüzyılda Moğol egemenliği altına girdiler.

Not: Yenisey Yazıtları ile Manas Destan'ı Kırgızlar dönemine aittir.

 

Sabarlar:
VI. yüzyılda İdil, Don, ve Kuban ırmakları arasında kalan bölgede yaşıyorlardı. 516 yılında Anadolu içlerine kadar ilerlediler. Sasani saldırıları sonucu güçlerini kaybettiler. On ogurlarla birleşerek Otuz Oğur topluluğunu oluşturdular.

Akhunlar:
 Güney Iran ve Batı Afganistan'a yerleşen Hun boyları tarafından kuruldu. Göktürklerin batıya doğru yayılması üzerine Göktürklerle Sasaniler arasına sıkıştılar. İki taraftan uğradıkları saldırılar sonucu yıkıldılar (557).

Avarlar:  
Avar Devleti, Göktürkler tarafından yıkıldı. Avarlar, büyük kitleler halinde batıya doğru çekildiler. Oı1a Avrupa'da güçlü bir devlet kurdular (558). Balkanlarda ki bütün Slavları hakimiyet altına aldılar. 617 ve 626 yıllarında İstanbul’u kuşattılar. İstanbul’u kuşatan ilk Türk topluluğudur.  VIII. yüzyıldan itibaren güçten düştüler. Frank saldırıları sonucu yıkıldılar (805).

Hazarlar:
Kafkasların kuzeyindeki bozkırlarda yaşadılar. Bizans ile iyi ilişkiler kuruldu. Tarım ve ticaret oldukça gelişti. Yahudiliği İsrailoğullarından sonra kabul eden ilk topluluktur. Müslüman Araplarla uzun savaşlar yapmışlar ve bu dinin yayılmasını engellemişlerdir. Ticaretle uğraşan Hazarlar, Ruslara devlet teşkilatı alanında örnek olmuşlardır.  X. yüzyıldan itibaren güçlerini kaybettiler. Rus saldırıları sonunda ortadan kalktılar .

Bulgarlar:
Göktürk Devleti'nin yıkılması ile bütün Ogur toplulukları birleşerek Büyük Bulgar Devleti kuruldu (630). Bu devlet kısa zamanda parçalandı. İtil nehri dolaylarına çekilen Bulgarlar İtil- Kama Bulgar Devleti’ni kurdular. Toprağa bağlanarak tarımla uğraştılar. İslamiyet, Bulgarlar arasında yayıldı. Rus saldırıları sonucu güçleri azaldı. Moğol istilası sonucu yıkıldı (1223). Kama Bulgarları, Müslümanlığı kabul ederek varlıklarını Kazan Türkleri olarak günümüze kadar sürdürmüşlerdir.

Büyük Bulgar Devleti'nin yıkılması ile Balkanlara yerleşen Bulgarlar , Tuna Bulgar Devleti'ni kurdular. Bizans ile iyi ilişkiler kuruldu. Sayıca az olan Bulgarlar, Bizans kültürünün etkisi altında kaldılar. Ortodoksluğun kabul edilmesi ile Türk karakterlerini tamamen kaybettiler. Slav-Bizans kültür çevresine girdiler.

Türgişler:
İli nehri dolaylarında oturuyorlardı. Sulu Han zamanında güçlendiler. Araplar yenilgiye uğratılarak Buhara ele geçirildi. Karluk saldırıları sonucu yıkıldılar (766).

Uygurlardan sonra tamamen yerleşik hayata geçen bir Türk topluluğudur. Müslüman Arapların Türkistan’a ilerleyişini engellemişlerdir. VIII. yüzyılda Emevilerin Horasan’dan Türkistan’a yönelik akınlarını durdurmuşlardır.

Karluklar:
Göktürklerin yıkılmasında önemli bir rol oynadılar. Bundan sonra Uygurlara tabi olarak varlıklarını sürdürdüler. 751 yılındaki Talas Savaşı'nda Çinlilere karşı Araplara yardım ettiler. Uygurların yıkılması ile Yağma ve Çiğil Türkleri ile birleşerek Karahanlı Devleti'ni kurdular.

Talas Savaşı'nda Abbasilerin yanında yer alarak savaşı Müslümanların kazanmasında rol oynamışlardır. İslamiyeti kabul eden ilk Türk devleti olan Karahanlılar esas olarak Karluk boyları tarafından kurulmuştur. Müslümanlığı Türk toplulukları içinde benimseyen ilk boy olan Karluklar Uygur Devleti'nin kuruluşu arasında yer almıştır.

Macarlar:
Volga nehri ile Ural dağları arasında yaşıyorlardı. Önceleri Hazarlara tabi idiler. Peçeneklerin baskısı ile batıya doğru çekildiler. Bugünkü Macaristan'a yerleştiler (896). IX. yüzyılın sonlarında siyasi bir varlık haline geldiler. Hıristiyanlığı kabul ederek Türk karakterini tamamen kaybettiler ve Roma kültürünü benimsediler.

Peçenekler:
VIII. yüzyılda Tuna'ya kadar Karadeniz sahillerini ele geçirdiler. XI. yüzyılda Basarabya’ya indiler. Başlangıçta Bizans ile iyi ilişkiler kuruldu. Birçok Peçenek, Bizans ordusunda yer aldı. Bir süre sonra ilişkiler bozuldu. Bizanslılar Kıpçaklarla anlaştılar. Peçenekler, Kıpçaklar tarafından yenilgiye uğratıldı. Büyük bir kısmı kılıçtan geçirildi.  Malazgirt Savaşı'nda Oğuzlar (Uz) ile birlikte Selçuklu safına geçmişlerdir.

Uzlar:
Rus saldırıları karşısında batıya doğru çekildiler. Tuna'yı aşıp Balkanlara girdiler. Peçeneklerin saldırısına uğradılar. Büyük bir kısmı kılıçtan geçirildi. Geri kalanlar çeşitli bölgelere dağıldılar. Türk boyları içinde en belirleyici olan boydur. Hun, Türgiş, Selçuklu ve Osmanlı devletlerini kuran ailelerin Oğuzlardan olduğu görüşü yaygındır. Müslümanlığın benimseyenlerine Türkmen denilmiştir. Bizans kaynaklarında, Karadeniz'in kuzeyine giden Oğuzlara ise Uz denmiştir.

Kıpçaklar:
XI. yüzyılın sonlarında Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırları ele geçirdiler. Rus saldırıları Kıpçakların gücünü azalttı. Bir kısmı Gürcistan bölgesine yerleştiler. Kırım yarımadasında kalanlar şehirlere yerleşerek ticaret hayatına başladılar. Moğol istilası karşısında tutunamayan Kıpçaklar, Balkanlara yöneldiler. Peçenekleri yok ettiler. Kıpçaklar, Karadeniz'in kuzeyindeki son göçebe Türk topluluğudur. Kıpçak hakimiyeti, XIII. yüzyılda Moğollar tarafından ortadan kaldırıldı.

Kıpçakların Oğuzlarla olan savaşları Dede Korkut Hikayelerine konu olmuştur. Slavların güneye inmesine engel olmuşlardır. Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlar onların adlarıyla Deşt-i Kıpçak diye bilinir Moğolların egemenliğine girerek (Altınordu Devleti) onların Türkleşmesinde rol oynamışlardır.

 yukarı

ORTA ASYA KÜLTÜR VE UYGARLIĞI

 

Devlet Yönetimi:
Başta kağan bulunurdu. Kağanın hatun denilen eşi devlet işlerinde kağana yardımcı olurdu. Kağan devlet başkanı olmakla birlikte boy beyleri kendi topraklarında yarı bağımsız bir halde yaşarlardı Hükümdarlar törenin dışına çıkamazdı. Töre yazılı olmayan gelenek ve göreneklerden meydana gelen hukuk kurallarıdır. Hükümdar önemli işlerde boy beylerinden oluşan kurultayı toplar ve karar, kurultayın toplanmasından sonra verilirdi. Bu durum eski Türklerde mutlak monarşinin değil, meşrutiyete benzer bir devlet yapısının olduğunu göstermektedir. Yani askeri - demokratik bir yapı söz konusudur. Türk devletlerinin en zayıf yönü saltanat hukukunun sağlam kurallara dayanmamasıdır. Ülüş sistemi yani ülkenin ailenin ortak malı sayılması, devletlerin çabuk yıkılmalarına yol açmıştır.

Hakanlar , güç ve yetkilerini Tengri (Tanrı)'dan almıştır. Her yıl büyük resmi ziyafetler (şôlen) düzenlenirdi. Bu ziyafetler hükümdarlık gereğiydi. İdari sorumluluk taşıyan herkes bu ziyafetlere katılmak zorundaydı. Halka açık olan bu ziyafetlerden sonra sofra takımları davetliler tarafından yağma edilirdi. Hükümdarlar Tanhu, kağan, yabgu, idikut, ilteber, erkin gibi unvanlar kullanırlardı. Sembolleri ise; otağ, örgin (taht), tuğ (sancak), davul, kopuz (sorguç) ve yaydır. Kağanların eşine hatun (katun) denirdi. Devlet idaresinde söz sahibiydi. Devlet meclisine (toya) katılırdı. Bazen elçileri kabul ederdi. Hükümdarlık hakki, kan vasıtasıyla kağanın bütün evlatlarına tanınmıştır. Bu da prensler arasında iktidar mücadelesine yol açmakta idi.

 Toy: Ülke ile ilgili konuların görüşülüp karara bağlandığı en yüksek kuruluştur. İlk bahar ayında toplanırdı. Toy'da hükümdarlık tasdik edilir veya yeni hükümdar seçilirdi.

 Ülke Yönetimi: Ülke doğu-batı olmak üzere iki idari bölüm halinde yönetilirdi. Hakan veya veliaht ülkenin doğu bölümünün başında bulunurdu. Batı bölümünü ise hükümdar ailesinden seçilen yabgu, şad veya eliğ adı verilen kişiler yönetirdi.

Türk devletlerinde toplumun en küçük sosyal birimi aile idi. Ailelerin bir araya gelmesi ile boylar, boylardan bodun, bodunlardan il (devlet) oluşmaktaydı. Devlet olabilmek için ülke ve istiklal şarttı. Ülke toprakları , hükümdar ailesinin ortak malı olarak kabul edilirdi.

 Sosyal Yapı:
Sosyal örgütlenmenin en küçük birimi ailedir.  Aileler obaları , obalar oymakları , oymaklar boyları. boylar da bir araya gelerek budunu (kavimi) oluştururdu Her sosyal birim bir üst yapı içinde erimeyip varlığını sürdürürdü Bundan dolayı Türk devletleri kısa sürede kurulabildiği gibi kısa sürede de dağılabilirdi. Her ne kadar sosyal gruplar arasında bir disiplin ve hiyerarşi varsa da engin bozkırlarda değişik bir özgürlük ortamı da mevcuttu.

 Ülke Yönetimi:
Kağana bağlı olan yabgu ülkenin batı kısmını yönetirdi. Hükümdar çocukları boyların başına şad unvanıyla idareci olarak gönderilirdi. illere gönderilen prenslere ise Tigin denirdi.

 Ordu:
Mete Han'ın kurduğu Onluk Sistemdeki ordularda yabgu, tigin, tarhan, binbaşı, yüzbaşı ve onbaşılar komutanlık yapardı. Silah olarak ok ve yay, kılıç, kalkan ve deri zırh olarak kullanılırdı.

Ekonomi:
Hayvancılık, el sanatları, demircilik, dericilik, dokumacılık göçebe yaşantıdan dolayı gelişmiştir. Yerleşik hayatın gelişmesinden sonra tarım ve ticaret de önem kazanmıştır. Göçebe yaşam, geniş topraklara sahip bir aristokrasi sınıfının oluşmasına engel oluşturmuştur. Zira toprakların mülkiyeti genellikle devlete ait sayılmıştır. Toprağa dayalı olmayan ekonomik etkinliğin belirlediği bu toplumsal yapı, eskiçağ toplumlarının çoğunda görülen kölelik kurumunun gelişmesini engellemiştir.

Dinsel inanış:
Çoğu göçebelerde olduğu gibi en eski din, totemizmdir Bu inanış, klanın atalarını ve koruyucu ruhlarını bazı hayvanlarda görme olayıdır. Türkler totemlerine ''ongun'' demişlerdir. Bunun dışında animizm (ruhçuluk)de vardır. Yılın belli Aylarında kutsal sayılan yerlerde toplanarak tabiat kuvvetlerine kurbanlar kesilirdi. Ölen kişi için törenler düzenlenirdi. Ölünün çadırı etrafında atla yedi kez dolaşılırdı. Ölen kişinin atı, kuyruğu kesilerek kurban edilirdi. “YUĞ” adı verilen törenlere katılanlara yemek verilirdi. Türklerde ölmüş büyüklere ve atalara büyük bir saygı duyulurdu(Atalar Kültü). Türk mezarlarına yapılan saldırılar ağır bir şekilde cezalandırılırdı. Gök tanrı dini ve Şamanizm Türklerin inandıkları diğer dinlerdir. Türklerin asıl dini inançları Gök Tanrı dinidir. Tengri (Tanrı) en yüksek varlık olarak kabul edilmiştir.

Türkler cenaze törenlerine Yuğ, mezarlara Kurgan, mezar taşlarına Balbal, tanrılarına Tengri ve şaman din adamlarına da Kam demişlerdir. Bu eski dinlerden sonra Uygurlar Maniheizm ve Budizm, Hazarlar Musevilik, Bulgarlar Ortodoksluk ve Oğuzlar da İslam dinini benimsemişlerdir.

Dil ve Edebiyat:
Bir ulusun sosyal ruhunu, düşünce ve inançlarını en güzel destanlar ortaya koyar. Türk destanlarında türeyiş motifi çok işlenmiştir.  Hunların oğuz Kağan, Göktürklerin Ergenekon, Uygurların Yaratılış ve Göç Kırgızların, Manas Destanı ile Sakaların (İskitler) Şu destanları önemli destanlardır.

Türk edebiyatının en eski örnekleri mezar Taşları üzerindeki yazıtlardır. Bunlar arasında en önemlileri Orhun, Talas ve Yenisey yazıtlarıdır.

 Orhun Yazıtları: Tonyukuk, Bilge Kağan ve Kül tigin adına dikilmiştir. Türk edebiyatının en eski örnekleridir. Göktürklerin kuruluşu ve kağanların faaliyetleri hakkında bilgi verilmektedir. Türk milletine nasihatler veren yazıtlar, sağdan sola ve yukardan aşağı şekilde yazılmıştır.

Yazı ve Alfabe:
Türkler Göktürk ve Uygur alfabelerinden başka Arap  alfabesini ve günümüzde Latin ve Kril alfabesini kullanmışlardır. Başka alfabeler kullandıkları tahmin edilmekle beraber henüz ele geçen somut belge bulunmamaktadır

Ordu:
Mete Han’ın kurduğu Onluk Sistemdeki ordularda yabgu, tigin, tarhan, binbaşı , yüzbaşı ve onbaşılar komutanlık yapardı. Silah olarak ok ve yay, kılıç, kalkan ve deri zırh olarak kullanılırdı.

Ekonomi:
Hayvancılık, el sanatları , demircilik, dericilik, dokumacılık göçebe yaşantıdan dolayı gelişmiştir. Yerleşik hayatın gelişmesinden sonra tarım ve ticaret de önem kazanmıştır. Göçebe yaşam, geniş topraklara sahip bir aristokrasi sınıfının oluşmasına engel oluşturmuştur. Zira toprakların mülkiyeti genellikle devlete ait sayılmıştır. toprağa dayalı olmayan ekonomik etkinliğin belirlediği bu toplumsal yapı, eskiçağ toplumlarının çoğunda görülen kölelik kurumunun gelişmesini engellemiştir.

Ticaret ve Sanat:
Türkler Çinlilere hayvan ve hayvan ürünleri satarken tahıl ve ipekli kumaşlar satın almıştır Çin'den Bizans'a giden ipek Yolu nedeniyle ticari ilişkiler kurmuşlardır. Altın, gümüş ve bronzdan eşyalar yapmışlardır Uygurların Karahoço denilen merkezinde kitabeler, minyatürler, nakışlar, kumaş parçaları, çiniler bulunması Türk sanatının örnekleri arasında yer alır.

 

ÇIKARIMLAR 

*  Tarihte bilinen ilk Türk devleti Hunlardır

*  Türk adı ile kurulan ilk Türk devleti Göktürklerdir

*  Türk toplulukları içinde ilk yerleşik hayata geçen Uygurlardır.

*  Türk toplulukları içinde Müslümanlığı ilk benimseyen Karluklardır.

*  Türk toplulukları içinde Museviliği ilk benimseyen Hazarlar'dır

*  Türk tarihinde ilk devlet ve ordu örgütünü kuran Mete Han’dır

*  Türklere ait bilinen ilk destan İskitlere (Sakalar) aittir.

*  Anadolu'ya ilk gelen Türk kavimi Hunlardır

*  İstanbul’u kuşatan ilk Türk topluluğu Avlarlardır

*  Türklerde ilk matbaa Uygurlarda görülür

*  Türk toplulukları içinde en aktif ve belirleyici boy, oğuz boyudur

*  Türk tarihinin en önemli yazılı kaynakları Orhun Yazıtları 'dır

*  Çin'e karşı ayaklanarak bağımsızlıklarını yeniden kazanan topluluk Göktürklerdir.

 

 

 

 

YUKARI

 

 

 kaynaklardan yararlanalım :

*  

Görüş ve Önerilerinizi Bekliyorum.