|
|
İÇİNDEKİLER:
ANADOLU
UYGARLIKLARI

Anadolu,
iklimi, jeopolitik konumu tarım, hayvancılık ve ticarete elverişli oluşu,
gôç yolları üzerinde bulunması nedeniyle ilkçağda ônemli bir
konuma sahiptir .Çeşitli uygarlıkların kurulduğu bir bölgedir.

 
Anadolu'da
Tarih öncesinde de önemli yerleşim birimleri kurulmuştur . Antalya
yakınlarında
Karain, Bel dibi ve Belbaşı mağaraları, Antakya'daki Mağaracık
yontma taş devrine uzanan en eski yerleşme yerleridir . Cilalı taş
devrinde ise Çatal höyük, Hacılar, Beyce sultan yerleşim merkezleridir.
Maden devrinde ise Truva, Alişar ve Alacahöyük önemli
merkezlerdir .
Anadolu;

-Ticaret
ve göç yolları üzerinde olması
-Verimli
topraklara sahip olması
-İklim
koşulları
-Coğrafi
konumu gibi nedenlerle değişik kavimlerin istila ettikleri ve yerleştikleri
bir bölge olmuştur. Yontma Taş Devri'ne ait Antalya Karain Mağarası,
Cilalı Taş Devri'ne ait Konya Çatalhöyük, Maden Devri'ne ait Çanakkale
Truva, Konya Karahöyük, Yozgat Alişar ve Çorum Alacahöyük önemli
yerleşim merkezleridir.
Hititler:
Hititler:
(M.Ö: 2000-VIII.yyl.) M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu’ya gelerek Kızılırmak
kıvrımı içinde çevresinde Kapadokya'da yerleşmişlerdir. Başkentleri
Hattuşaş'tır(Boğazkôy). Hitit devleti, birçok feodal beyliğin
merkezi otorite etrafında birleştirilmesiyle meydana getirilmiştir. Anadolu'da bilinen ilk siyasal birliği kurdular. İlk
zamanlarda fethedilen Ülkelerin yônetimi prenslere verilmekteydi.
Sonraları ise krallığa geçildi. Devletin başında, büyük kral
unvanlı bir hükümdar bulunurdu. Kral aynı zamanda baş rahip, başkomutan
ve baş yargıçtı. Ancak kralın yanında, asillerden oluşan bir danışma
meclisi Pankuş meclisi ve Tavananna
adlı kraliçe de devlet yönetiminde söz sahibi olurdu

Tanrı sayısının
çokluğundan dolayı ülkelerine Bin Tanrı ili de denilir. Kralın
yetkilerini sınırlayan Pankuş meclisinin varlığı meşruti bir yönetimin
olduğunu gösterir. Ana kraliçe (Tavananna)'nın önemli yetkilerinin
olması, aile hukuku düzenlemeleri Hitit toplumunda kadınların önemli
bir yerinin olduğunu gösterir. Bu
medeni hukukun temelini oluşturmalarıyla doğrudan ilgilidir.
Ordu
ise piyadelerden ve savaş arabalarından oluşuyordu.
Aynı zamanda tımar
sistemine benzer bir ordu meydana getirilmişti.
Mezopotamya
ve Mısır uygarlıklarından etkilemişlerdir (Çivi ve hiyeroglif yazısını
kullanmaları buna kanıttır).
Hititler
Ege göçleri ve Friglerin saldırılarıyla yıkılmışlardır
Dinleri
:

çok tanrılı olup, temizlik tapınmanın tek şartı sayılmıştır .
Kendilerine özgü iki tür yazı kullanmışlardır. Çivi yazısı ve
hiyeroglif yazısı (resim yazısı).,
Hukuk:
Hitit kanunları oldukça gelişmişti ve Aile hukuku, ceza hukuku, borçlar
hukuku gibi bölümlere ayrılarak sistemleştirilmişti. Hitit hukuku
Mezopotamya hukukuna nazaran daha adil ve insancıl idi. Ölüm cezası
ancak devlete ve hükümdara karşı işlenen suçlara verilirdi. Bunun dışındaki
suçlar para cezası (fidye esası) ile cezalandırılırdı,
Hititlerde aile ve ceza hukuku gelişmiştir. Ailede babanın üstünlüğü
esastır.
Yazı
ve Tarih Yazıcılığı:
Hititler, Asurlulardan öğrendikleri çivi yazısını kullandılar.
Hitit Devleti'nin yıkılmasına doğru kendi yazılarını buldular.
Hitit Hiyeroglif Yazısı adı verilen bu yazı, daha çok taş abideler
üzerinde ve mühürlerde kullanılmıştır.
Hitit
kralları, yaptıkları işleri tanrılarına hesap vermek amacıyla anal
adı verilen tabletlere yazdırırlardı. Anallar, Hitit tarih yazıcılığının
en güzel örnekleridir. Hititler ilk tarafsız tarihçiliği Anallar (yıllıklar)
düzenleyerek geliştirmişlerdir.
Hititlerle
Mısır arasındaki savaş (M.O. 1280'de Kadeş antlaşması ile sonuçlanmıştır
.Önemi tarihteki ilk yazılı anlaşma olmasıdır. İvriz Yazılı
kaya kabartmaları Hititlerden kalma savaş figürleridir.
Frigler:
M
.Ö 1200 yılında Boğazlar üzerinden Anadolu’ya girdiler. Hitit
hakimiyetine son vererek Sakarya vadisine yerleştiler. Başkentleri
Polatlı yakınlarında Gordion'dur. Krallarına Midas adı verilir.
M.Ö VIII. yüzyılda Çukurova'ya kadar uzanan bölgeleri
hakimiyetleri altına aldılar. Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya giren Kimmerler
tarafından yıkıldılar (M.Ö 676).

Frigler
tarımla ve hayvancılıkla uğraşan bir topluluktu. Frig kralları tarımın
gelişmesine çalıştılar. Tarımı koruyucu kanunlar çıkardılar.
Tarımı korumak için sert cezalar uygulamışlardır. Bir saban kırmanın
cezası ölümdü.

En
önemli tanrıçaları Kibele adı verilen tabiat tanrıçasıdır.
Tanrıların ilkbaharda doğup sonbaharda öldüğüne inanılması doğa-din
ilişkisine bir örnek olarak gösterilebilir.
Friglerden
kalma kaya mezarları kabartmalarla süslenmiştir Bu kabartmalar, Frig
heykeltıraşlığının en güzel örnekleridir. Kuyumculuk, kaya
mimarisi ve kaya işIemeciliği, tahta işçiliği,
halı ve kilim dokumacılığında oldukça gelişmişlerdi
Fenike
alfabesini kullanmışlardır.
Lidyalılar:
Gediz
ve Menderes ırmakları arasında yaşadılar. Frig hakimiyetinin sona
ermesi ile bölgeye hakim oldular. Başkentleri
Sard'dır. Krallarına Giges adı verilir. Efes'ten başlayıp
, Mezopotamya'da Asurluların başkenti Ninova'ya kadar uzanan Kral
Yolu'nu yaptılar. Bu yol doğu-balı ticaretini geliştirdi. Bunun
sonucunda da ticareti kolaylaştırmak amacı ile ilk kez
altın para kullanıldı(M.O. 700). Böylece değiş –tokuş
(trampa) usulüne son vermişler ve ticari ilişkilerde kolaylık
sağlamışlardır. Lidyalılar ulusal bir ordu kurmak yerine ücretli
askerlerden oluşan bir ordu kurmuşlardır. Bu durum uzun süre varlıklarını
sürdürmelerini engellemiştir. M.Ö. 547'de
Persler tarafından yıkıldılar.
Fenike alfabesini
kullanmışlardır.
Lidyalılar
dini inançlar ve sanat alanında Anadolu ve Yunan kültürünün etkisi
altında kaldılar.
Urartular: (M.Ö: IX-VI.yy.)
Doğu
Anadolu'da Van gölü ve çevresinde
yaşayan Urartuların başkentleri Tuşpa (Van) dır. Anadolu'da
ilk defa federal bir devlet kurmuşlardır. Savaş tanrısı Haldi'ye
inanılması askerliğin önemli olduğunu gösterir. Tarım ve hayvancılık
yanında maden işlemeciliği. kaya oymacılığı ile de uğraştılar.
Özellikle maden işçiliği ve mimari de ilerlemişlerdir. Kayalara
oyulmuş muhteşem kaleler, saraylar, tapınaklar, karayolları ve su
tesisleri bu uygarlıktan günümüze kalmış kalıntılardır. (Van kalesi,
çavuş tepe, Altın tepe Urartulardan kalma eserlerdir.)

Çivi
yazısını kullanmışlardır.
Asur
ve Kimmer saldırıları Urartuların gücünü azalttı. M.Ö VI. yüzyılda
İskit ve Med saldırıları sonucu Urartu hakimiyeti sona erdi.
İonlar:
Yunanistan'a
gelen Dorların önünden kaçarak Anadolu'ya geçen Akalar tarafından
kuruldular. M.Ö 1200 yılında Akalar, adalar üzerinden Batı Anadolu'ya
göç ettiler. Büyük Menderes ile Küçük Menderes nehirleri arasında
kalan kıyı bölgelerine yerleştiler. Bu bölgeye İyonya, burada yaşayanlara
ionlar adı verilir. İonlar, polis adı verilen şehir
devletleri kurdular. M.Ö. XII. yüzyıldan itibaren Efes, Milet, Foça gibi
şehirleri kurdular. Siyasal yapılanmaları şehir devleti şeklindedir,
hiç bir zaman merkeziyetçi olmamışlardır. Deniz ticareti ve
kolonicilik alanında ileriydiler. Akdeniz, Marmara, Ege ve Karadeniz'de
birçok koloniler kurmuşlardır.
Anadolu'da
kurulan ilkçağ uygarlıkları içinde en gelişmiş ve ileri düzeydedirler.
Çünkü;
1-
İonlar, Ön Asya'dan gelen ticaret yollarının bitiş noktasındadırlar
ve doğu batı arasında köprü vazifesi görürlerdi.
2-
Diğer Anadolu uygarlıklarından etkilenmişlerdir.
3-
Tarım ve ticaretle gelişmiş olduklarından bilim ve kültüre ônem
vermişlerdir.
4-
Şehir devletleri şeklinde yônetilmiş oldukları için serbest düşünce
gelişmiştir.
İon
şehir devletlerinin başında krallar bulunuyordu. Asiller zamanla güçlenerek
kralları tahttan indirdiler. Halkın seçtiği kişiler, meclislerin yardımı
ile şehirleri yönetmeye başladılar.
Ön
Asya'dan gelen ticaret yollarının bitim noktasında bir ülke olmaları
bilim ve kültür alanında ileri gitmelerinin en önemli nedenidir. İonlar,
sanat alanında da önemli gelişmeler gösterdiler.
İon Nizamı denilen mimari üslubun yaratıcısıdırlar (Artemis
tapınağı ionyalılar'a aittir). İon tarzında mimarı eserler yarattılar.
Tapınaklar, açık hava tiyatroları bu alanda ki en güzel yapıtlardır.
Ticaretin
gelişmesi sonucu birçok kültür ile temas kurdular. Ekonominin gelişmesi
ve demokrasinin varlığı; fikir hayatı, sanat ve bilim alanında önemli
gelişmelere neden oldu. Diyojen, Tales, Anaksimenes, ve Anaksimandros
felsefe , matematik ve astronomi bilimlerinin temellerini attılar.
Matematikte Pisagor, Coğrafya'da Ksenefon, Tıpta Hipokrat,
Felsefe'de Heraklit ve Diojen, Şiirde Homeros ve Tarihte Heredot İonyalıların
en tanınmış bilginleridir..
Tiranlık
yönetimi de ilk defa İon şehirlerinde görülür.
İonlar,
Fenike Alfabesi'nden yararlanarak kendi alfabelerini oluşturdular. İon
şair ve yazarları tarafından kaleme alınan trajedi, komedi ve dramlar
günümüze kadar önemlerini korudular. Edebiyatta Homeros destanları önemlidir.
Tanrılarının
insan biçiminde heykellerini yapmışlardır.İon Tanrıları da
insanlara benzerdi. Tanrılarla insanlar arasındaki en önemli fark
insanların ölümlü, tanrıların ise ölümsüz olmalarıydı. İnançlarına
göre Tanrılar arasındaki her türlü ilişki ve iletişim aynen
insanlar arasında olurdu. Tanrılar İnsanlara kızdıkları zaman onları
cezalandırırdı.
Bir
insanın Tanrılaşabilmesi için kusursuzluğa, mükemmelliğe ulaşması
gerekirdi. Bu nedenle sportif yarışmalar büyük önem kazanmıştır,
insanların Tanrılaşması için bir araç olarak görülmüştür.
M.Ö.
650-546 yıllarında önce Pers istilasına, daha
sonra İskender ve Roma istilasına uğramışlardır.
yukarı
MEZOPOTAMYA
UYGARLIKLARI
Mezopotamya
Uygarlıkları
Mezopotamya,
Güneydoğu Anadolu'dan Basra Körfezi'ne kadar uzanan Fırat ve Dicle
ırmakları arasında kalan bölgenin ilkçağdaki adıdır. Bu bölge;
-göç
yolları üzerinde olması
-topraklarının
verimli olması
-ikliminin
elverişli olması
-ırmaklarından
sulamada yararlanılması
gibi
nedenlerle tarihsel dönemlerin başından itibaren birçok uygarlıklara
sahne olmuştur.
Özellikleri:
1.
Düzlük bir bölge olmasından dolayı kolaylıkla istilalara uğramıştır.
2.
Bölge taş bakımından fakir olduğundan günümüze az sayıda eser ulaşmıştır.
Sümerler
(M.Ö 4000 -2350)
-Dünyanın
bilinen ilk uygarlığıdır.
-ilk
şehir devleti (Site) görülür.
-ilk
defa yazıyı kullanarak tarihsel çağları başlattılar. -Dört işlemi
kullanmışlar, sayıları bulmuşlar ve çemberi 360° ye bölmüşlerdir.
-ilk
yazılı kanunlar Sümer kralı Urgakina tarafından yapılmıştır.
-Ay
yılı takviminin temellerini atmışlardır.
-Çok
tanrılı bir dinsel inanış vardır
-Krallar
aynı zamanda rahiptir.
-Öldükten
sora yaşam inancı yoktur. (Bu nedenle mezarlarına bir şey koymazlardı.)
Akadlar
(M.Ö 2350 -2150)
Dünyada
ilk merkezi devleti ve ilk büyük imparatorluğu kurmuşlardır. Bu
imparatorluğun devamı için ilk defa sürekli orduya geçmişlerdir.
Babilliler
(M.Ö 1800 -539 -478)
Babil
tableti 
Hammurabi
zamanında eski Sümer kanunlarını daha sert ve daha sistematik bir hale
getirmişlerdir. Bütün gücü kendisinde toplayarak dünyada bilinen ilk
mutlak monarşiyi kurmuştur. Ayrıca gücünü gökteki tanrılara değil,
dünyevi bir kurum olan orduya dayandırması dar anlamda Laik devlet yönetimine
kanıt sayılmıştır
Elamlılar
Bu
uygarlık hakkında bilgiler oldukça azdır Madencilik ve seramik sanatında
ileriydiler.
Asurlular
(M.Ö. 2000 -609)
Anadolu'da
kara ticaret kolonileri kuran Asurlular Mezopotamya Uygarlığını, örneğin
Sümer çivi yazısını Anadolu'ya öğretmişlerdir. Ön Asya'da atlı
birlik kullanan ilk kavim Asurlular olmuştur Asurluların hukuk kuralları
Sümerlerin aksine olup Babillilere benzer Oldukça sert yaptırımlı
hukuk kuralları vardı.
Fırat
ve Dicle nehirleri arasında kalan bôlgeye Mezopotamya adı verilir. Bu bôlgede
Sümer, Akad, Babil ve Asur krallıkları kurulmuştur.
Sümerler,
Orta Asya kôkenli kavimlerdir. Şehir devletleri halinde varlıklarını
sürdürdüler. Arabistan kôkenli Samiler, Sümer ülkelerine gelerek
yerleştiler. Mezopotamya'da merkezi devletler kurdular.
Mezopotamya’da
Devlet Yönetimi: Tanrı
adına inşa edilen bir tapınağın etrafındaki evlerin, bir sur ile çevrilmesinden
siteler oluştu. Bir sitenin bir veya birkaç siteyi hakimiyeti altına
almasıyla da şehir devleti meydana geldi. Devlet yônetiminde kraliçelerinde
sôzü geçerdi. Siteleri, patesi adı verilen prensler yönetirdi. Bir
patesi, sitenin en büyük mülki, hukuki ve dini Lideri idi.
Mezopotamya'da Sami hakimiyetlerinin kurulmasıyla merkezi devlet yônetimleri
ortaya Çıktı.
Din:
Sümerler dünyevi bir inanca sahipti. Ölümden sonraki hayata inanmıyorlardı.
Ancak onları daha çok bu dünya ilgilendirmekte idi. Sümer ve Sami
tanrıları insanlara benzerdi. Tek farkları ôlümsüz olmalarıdır. Tüm
Mezopotamya için kutsal sayılan tanrıların yanında her şehrin
kendisine ôzgü tanrıları da vardı.
Yazı
ve Edebiyat: Yazıyı
ilk kullanan Sümerlerdir. Sümer
çivi yazısında sesli harfler olmadığından harf yazısı değildir.
Sümer edebiyatı; ilahi, efsane ve destan türlerinde gelişti. En ônemli
destanlar arasında Gılgamış, Yaradılış ve Tufan yer alır. Samiler,
Sümer edebiyatının etkisi altında kalarak, Sümer edebiyatını
benimsemiş ve kopya etmişlerdir.
Bilim
ve Sanat: Sümerler, yıldızların
insan yaşamı ile çok sıkı bir ilişkisi olduğuna inanıyorlardı.
Bu nedenle yıldızların hareketlerini yakından incelemeye başladılar.
Bu sayede astronomi bilimi oldukça gelişti. Ziggurat adı verilen tapınaklar
aynı zamanda bir rasathane durumunda idi. Burada bulunan rahipler dini
gôrevlerinin yanı sıra gôk bilimi ile de uğraşırlardı. Sümerler,
yıldızları kümelere (burçlara) ayırdılar. Bir yılı 360 gün, bir
ayı da 30 -gün olarak kabul ettiler. Alan, hacim, uzunluk ve ağırlık
ôlçüleri, Sümerler tarafından bilinmekteydi. Babilliler, Güneş ve
Ay saatini bulmuşlar, Ay ve Güneş tutulmalarını hesaplamışlardır.
yukarı
MISIR
UYGARLIĞI (MÖ 3000'den MÖ
525'e kadar)

Deniz
ve çöllerle Mezopotamya uygarlık alanından ayrılması, yani coğrafi
konumu, dışarıdan etkilenmeden özgün bir uygarlığın doğmasına
neden olmuştur. Bu konum istilaların da az olmasına yol açmıştır.
Kuzey
Afrika’da Nil nehri havzasında kurulmuş ve Nil Nehri'nin akışına göre
Aşağı ve Yukarı olmak üzere 2 coğrafi bölüme ayrılmıştır.
Etrafı çöllerle çevrili olduğu için istilaya fazla uğramamış, diğer
uygarlıklardan etkilenmemiştir.
Mısır
uygarlığı sadece Mısırlılara aittir.
Başlangıçta
şehir devletleri şeklinde yönetilen Mısır, Firavun adı verilen
kralların önderliğinde merkezi yönetime sahip olmuş, ülke Nom
denilen illere ayrılmıştı, Her ilin başında merkezden gönderilen
valiler bulunurdu.
-Piramit: Firavun mezarları
-Labirent:
Halk mezarları günümüze kadar ilgi çekiciliğini devam ettirmiştir.
Mısırlılar hayatını ölümden sonra devam ettiğine inandıkları için
cesetlerini mumyalamışlardır.

-Resim yazısı olan
Hiyeroglifi kullandılar ve bir çeşit kağıt olan Papirüsü bulmuşlardır.
-Güneş
yılına dayalı ilk takvimi icat etmişlerdir. Nil nehri ve tarımsal
faaliyetler mevsimlerin adlandırılmasında etkili olmuştur. Mısır
takvimi Miladi takvimin temelini oluşturur.
-Tıp,
eczacılık, geometri ve astronomide ilerlemişlerdir .
-Persler
tarafından yıkılmıştır.
Bilinen
tarih Nom denilen şehir devletleriyle başlar. Firavunların
yetkilerinin sınırsız olması (çünkü tanrı-kral sayılıyordu)
mutlak bir idareye yol açmıştır. Katip ve memurlar hiyeroglif denilen
ve oldukça zor olan resim yazısını kullandıklarından Üst sınıfta
yer almışlardır.
Ahret
inancının olması tıp biliminin ve mumyacılık sanatının gelişmesine
yol açmıştır. Ayrıca kral mezarları da (piramitler) ahret inancıyla
ilgilidir.
Güneş
yılı takvimini kullanmışlardır.
Dünyada
bilinen ilk yazılı antlaşmayı Hititlerle imzalamışlardır (Kadeş
Barışı).
yukarı
ÇİN UYGARLIĞI

Mezopotamya
uygarlıklarında olduğu gibi Çin uygarlığında da toplum değişik sınıflardan
oluşuyordu ve kölecilik yaygındı Dünyada bilinen ilk derebeylik
izlerine Çin'de rastlanır.
Çinliler kuzeylerinde yer alan Hun ve Moğol
göçebelerinden korunmak için Çin Seddi'ni yapmışlar ve Türkler gibi
ordular kurmuşlardır Türk tarihi hakkında ilk bilgiler Çin kaynaklarından
elde edilmiştir.

Çin'de
Taoizm, Konfüçyüs dini ve Budizm gibi ahlak felsefesine dayanan dinler
görülmektedir Barut, pusula, kağıt, matbaa gibi bilimsel ve teknik
buluşlar bu uygarlığa aittir. ideografik yazıyı kullanmışlardır
Orta
Asya uygarlığından etkilenmiştir.

-Çin
askeri mimarisinin en önemli eseri Çin Seddi'dir. Hun akınlarından
korunmak için yapmışlardır.

-Çanak-çömlek
eşyalar ve özellikle porselen yapımında İleri gitmişlerdir.

-İpek
işlemeciliği ve ticareti, kağıt, barut, pusula, matbaa Çin'de gelişmiştir.
-Büyük
filozoflarının fikirleri din olarak kabul edilmiştir; Lao-Çe ve Konfüçyüs’ün
fikirleri gibi.
-Budizm
Çin'de yayılma alanı bulmuştur.
Not:
Çinliler çeşitli yönetimlerle varlıklarını bugüne kadar devam
ettiriyorlar. Çünkü geniş bir araziye yayıldıkları için Ülkenin
fethine hiçbir yabancı kavim kalkışmamıştır.
yukarı
HİNT UYGARLIĞI
Hindistan'ın
en eski geçmişinde Avrupa'dan göç ettiği söylenen Arilerin izleri görülür.
Verimli topraklara sahip olması tarih boyunca istilalara uğramasına
neden olmuştur. Değişik kavimlerin gelip yerleşmesi de etnik yapının
zenginleşmesinin önemli bir nedenidir .

Kast
Sistemi;
Ari'ler
tarafından kurulmuştur. Koyu bir sınıf ayrımını içeren Kast
Sistemi, Hindistan'ın günümüze kadar sağlam bir birlik kuramamasına
yol açmıştır. Farklı milletlerin istilasına uğraması ve "Kast
Örgütü" nedeniyle Hintliler bir millet olma şuuruna erişmemişlerdir.
Kast Sistemi halkın
mesleklerine göre sınıflanması ve kesinlikle bir sınıftan diğer sınıfa
geçilmemesi şeklinde belirlenmiştir. Buna göre;
1.
Brahmanlar: Din adamları
2.
Kşatriyalar: Asiller ve askerler
3.
Vaysiyalar: Sanatkarlar ve tüccarlar
4.
Südralar; Kôylüler ve işçiler
Ayrıca
Kastın dışında kalan "Paryalar,(köleler)” vardı.
olmak
üzere toplumu bir araya gelmesi imkansız sınıflara ayırmıştır.
Paryalar ise bu sistem de tamamiyle sahipsiz insan gruplarıdır.
Hindistan'ın
en eski dini Veda Dini veya Brahmanizm'dir. Bu dinden ve Brahmanların üstünlüğünden
dolayı, Buda Dini Hindistan'da doğmuş olmasına rağmen ilk kez Çin'de
yayılmıştır.
Hindistan'da
Veda, Brahmanizm ve Buda dinleri görülür Buda dini Hindistan'da ortaya
çıkmasına rağmen, Brahman rahiplerinin karşı çıkması nedeniyle Çin
ve Japonya'da yayılmıştır.
yukarı
DOĞU AKDENİZ
UYGARLIKLARI

FENİKE UYGARLIĞI
Lübnan
dağları ile Akdeniz arasındaki kıyı şeridinde kurulmuştur. Sayda,
Sur, Biblos gibi şehir devletlerine sahip olan Fenikeliler, ülkeleri dağlık
ve tarıma elverişli olmadığı için denizcilikle uğraşmış ve deniz
ticaretinde en ileri giden toplum olmuşlardır. Akdeniz kıyılarında
kurdukları ticaret kolonileri ve antrepolar sayesinde doğu ile batı
arasındaki ticareti ellerine geçirdiler. Bunlardan başlıcaları
Kartaca, Sidon ve Tir'dir.
M.Ö
VIII. yüzyıldan itibaren Asur, Babil ve Perslerin hakimiyeti altına
girerek üstünlüklerini kaybettiler.
Tarihte
ilk harf yazısını bulan Fenikelilerdir. Sesli ve sessiz harflerden oluşan
Fenike Alfabesi daha sonra diğer uygarlıklar tarafından benimsenmiş ve
kullanılmıştır. İonlar, Yunanlılar ve Romalılar bu alfabeyi geliştirip
Latin alfabesi haline getirmişlerdir. Ayrıca cam yapımını gerçekleştirdiler
ve kırmızı boyayı buldular .
Mezopotamya
uygarlığını Akdeniz havzasına taşımışlardır.
yukarı
İBRANİ UYGARLIĞI
İbraniler
Hz. Musa peygamberin bildirmesiyle Musevilik dinine mensup olmuşlardır.
Hz.
Davud döneminde krallık haline gelen İbrani Devleti, Hz. Süleyman
zamanında altın çağını yaşamıştır, Onun ölümünden sonra İsrail
ve Yahudi devletleri olmak üzere ikiye ayrıldı.
Asurlular
İsrail’i (M:Ö: 721 ), Babilliler Yahudileri (MÖ .687) ortadan kaldırdı.
Yahudiler yurtlarına dönecekler, ancak 2. kez Romalılar tarafından sürülecek
ve dünyaya yayılacaklardır.

Tektanrı
inancına sahip olan ilk uygarlıktır. Yahova (Allah) sadece İbranilerin
tanrısıdır. Kitapları Tevrat'tır. En önemli sanat eseri Kudüs'teki
Süleyman Tapınağı (Mescid-i Aksa)'dır. Burası Müslümanlar için de
önemlidir.
Günümüzdeki
Suriye ve Filistin topraklarında ortaya çıkmıştır. Dünyada ilk tek
tanrılı din olan Yahudiliği kabul etmişlerdir. Yahudiler kendilerini
diğer kavimlerden üstün gördüklerinden bu din diğer tek tanrılı
dinler olan Hıristiyanlık ve Müslümanlık kadar yayılmamıştır
EGE UYGARLIĞI
Girit,
Miken ve Yunan uygarlıklarından oluşur. Yunan Uygarlığı
Eski
Yunan'da Sümerler ve İyonlarda olduğu gibi şehir devletleri görülür
(polis). Merkezi yapının olmaması daha özgür bir ortama; bu durum ise
bilim ve felsefenin gelişmesine yol açmışlar.
Eski
Yunanda olimpiyat oyunları Yunan kültüründe bütünleşmeye yol açmıştır.
Nüfusun artması, Yunanistan'ın dağlık bir ülke olması ve artan
ticaret ihtiyacı gibi nedenlerle kolonicilik hareketleri başlamış ve
yeni yerleşim merkezleri kurulmuştur.
Yunanlılarda
çoğu Eskiçağ kavmi gibi çok Tanrıcılığa inanıyorlardı. Eski
Yunandaki sınıflar mücadelesi yeni yasaların yapılmasıyla sonuçlanmıştır.
Drakon yasaları ile soyluların keyfi yönetimi orta sınıflar
lehine sınırlandırılmış, Solon yasalarıyla kölelik
kaldırılırken doğuştan soyluluk yasaklanmış, Kilistenes
reformlarıyla da halk meclisi en önemli organ haline getirilmiştir.
Eski Yunan, dünyada ilk demokrasi örneğine de sahne olmuştur
Girit,
Miken Yunan ve Helenizm medeniyeti olarak dört bölümde incelenir.
Girit
Medeniyeti:

Ege
medeniyetinin ilk önemli merkezidir .Giritliler kendilerine özgü
orijinal bir yazı sistemi geliştirmişler, güçlü donanma ve
ticaret filosuna sahip olmuşlardır. En muhteşem sarayları Knossos
saraylarıdır. Akalar tarafından uygarlıklarına son verilmiştir.
Miken
Medeniyeti:

M.Ö.
II. binde Akalar tarafından kurulmuştur. Miken Krallığı ile Truvalılar
arasında Çanakkale b9ğazınaegemen olmaktan kaynaklanan çatışmalar
bu devletin en önemli siyasi olayıdır (M.O. 15. yüzyıl). Girit uygarlığından
etkilenmişlerdir.
En
önemli eserleri şato denilen kral saraylarıdır. (Miken ve Tirins şatoları)
Kuyu mezarları yapmaları ve Grekçe'nin temelini atmaları bu uygarlığın
diğer özelliklerindendir. M.Ö 1200'de Dor göçleri sonunda yıkılmışlardır.
Yunan
Medeniyeti:
-Dorların
Mora ve çevresini işgal etmelerin.; den sonra oluşan uygarlıktır. En
parlak devrini M.Ö. 5 ve 4. yüzyıllarda yaşamıştır.

-Yunanistan polis adı
verilen şehir devletlerinin birleşmesiyle kurulmuştur. En önemlileri
Atina, Isparta, Larissa, Korint ve Tebai'dir.
-Tarım
alanları az olduğundan ticarette gelişmişler ve koloniler kurarak
zenginleşmişlerdir.
-Yunanlılarda
toplum sınıflara ayrılmıştır ve sınıflar arasında eşitsizlik
vardır Yönetim şekli asillerin üstünlüğüne dayalı demokrasiydi.
Ama bu herkesin ihtiyacına cevap vermiyordu (Aristokratik Demokrasi).
Arhon adı verilen yüksek
dereceli memurlar bu sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmaya çalıştılar;
Drakon: Kan davalarını önlemeye yönelik ceza kanunlarını çıkardı.
Ancak asillerin haklarını koruduğu için karşı çıkıldı..
Solon:
Borç yüzünden doğan köleliği kaldırdı, halkı kazançlarına göre
sınıflara ayırdı. Klistenes ise: Asillerin seçtiği Dört yüzler
Meclisi yerine, halkın seçtiği Beş yüzler Meclisi'ni kurdu.
Zenginlikten doğan sınıf farklarını kaldırdı.

Yunanlılar
çok tanrılı dinlere inanırlar ve tanrıları insan şeklinde düşünürlerdi.
Tabiattaki varlıklara benzetilen tanrılarının en büyüğü Zeus'tu.
Olimpiyatlar, Tanrıları adına yaptıkları spor, müzik
ve şiir yarışmalarının adıydı.
Yunanlılar pozitif bilimler, edebiyat ve güzel sanatlarda ilerlemişlerdi.
Hellen Uygarlığı

Makedonya
Kralı Büyük İskender’in Doğu Seferi (Asya Seferi)
sonucu Yunan uygarlığı ile eski Ön Asya uygarlıklarının kaynaşması
ile meydana gelmiştir. Pozitif ve deneysel bilimlerin geliştiği bu dönem
İslam uygarlığının doğuşu ve gelişiminde etkili olmuştur
Makedonya
Kralı İskender’in Asya seferi sonunda doğu-batı kültürlerinin
kaynaşmasından doğan uygarlıktır. Bu uygarlık İskender imparatorluğu
son bulduktan sonra bile Romalılar, Sasaniler ve Müslümanları
etkiledi.
Yunanistan,
İran, Mezopotamya, Mısır Anadolu İskender imparatorluğunun egemenlik
alanına girdi.
Bu
dônemde, pozitif bilimler, tarih ve felsefede büyük ilerlemeler görüldü.
Arşimet ve Batlamyus bu dönemde yetişti.
Mısır'daki İskenderiye
merkez olmak üzere yeni .şehirler ve kültür merkezleri kuruldu. İskenderiye
ve Bergama kütüphanelerinde devrin el yazması eserleri toplandı. İskender
doğudaki merkezi krallık ve imparatorluk ve tanrı-kral anlayışını
benimsedi. Böylelikle demokrasiden geri dönülmüş oldu.
yukarı
ROMA UYGARLIĞI
İtalik,
Etrüsk ve Latinlerce oluşturulup, İtalya' da kurulmuştur.
Roma,
M.Ö X. yüzyılda Tiber ırmağı kıyısında Latinler tarafından
kuruldu. İlk kralları Romulüs'tür. Roma, Etrüsk krallar zamanında
bayındırlık alanında çok gelişti. Etrafı surlarla çevrildi.
Romalılar,
önce Latinlerle savaştılar. Etrüskleri egemenlikleri altına aldılar.
Roma üzerine saldıran Gal’lere mağlup oldular. Gal’ler istilasının
sarsıntısı giderildikten sonra fetihlere devam edildi. İtalya’nın güneyindeki
Yunan kolonileri ele geçirildi. M.Ö 275 yılında Romalılar, İtalya
birliğini kurmayı başardılar. Batı Akdeniz hakimiyeti için Romalılarla
Kartacalılar arasında Pön Savaşları başladı. M.Ö 264164
yılları arasında devam eden savaşlar, Romalıların üstünlüğü ile
sona erdi.
Romalılar bundan sonra Doğu Akdeniz hakimiyeti için Makedonyalılarla
savaştılar. Balkanlar, Anadolu, Suriye, Mısır ve Kuzey Afrika'nın
fethi ile Akdeniz bir Roma gölü halini aldı.

Roma'da
krallık, cumhuriyet ve imparatorluk dönemleri yaşanmıştır. Adı
cumhuriyet olan ilk yönelim şekli Roma'da görülür. ilkçağın en büyük
köleci devletidir
Roma'da
ilk yazılı kanunlar MÖ V.yüzyıldaki 12 levha Kanunlarıdır.
Yahudilikten sonraki tek tanrılı bir din olan Hıristiyanlık ilk önce
baskılara uğradıysa da daha sonra Romalıların resmi dini olmuştur
Roma'da
patriciler tüm vatandaşlık haklarına sahipti. Askere alınmayan ve oy
hakkı olmayan plebler ise ticaret ve mülkiyet gibi haklara sahipti. Yanaşmalar
ve kölelerin hiç bir hakları yoktu Patrici-pleb mücadelesi
Roma uygarlığının ve dolayısıyla tarihinin özünü oluşturmuştur.
Romalılar
kendilerinden önceki kavimlerin alfabe, hukuk ve takvim alanlarındaki çalışmalarını
daha da geliştirerek günümüzdeki temellerini almışlardır Sözgelimi,
Latin alfabesi, Roma hukuku ve Jülien Takvimi günümüz dünyasının yaşayış
ve kültüründe Varlıklarını sürdürmektedir.
Eskiçağın
en büyük devleti olan Roma imparatorluğu Kavimler Göçü'nden sonra önce
ikiye ayrıldı 476'da Batı Roma yıkıldı.Doğu Roma (Bizans) ise
izlediği ihtiyatlı siyaset sayesinde Ortaçağ boyunca yaşadı
Fatih’in İstanbul’u almasıyla o da sona erdi.
Bir
yandan.Yunanlılar, diğer yandan Kartacalılar Romalılar, Anadolu, Iran,
Kafkasya, Suriye.Filistin ve Mısır'a egemen oldular.
-Krallık,Cumhuriyet,
imparatorluk şeklinde siyasi tarihi 3 döneme ayrılmıştır .
-Krallık
dôneminde, kralın yanında asillerden oluşan bir senato
ve Kuriya denilen halk meclisince yönetilirdi.
-Cumhuriyet
devrinde kralın yerini iki konsül aldı. Olağanüstü durumlarda diktatörler
yönetimi ele geçirirdi.
-imparatorluk
döneminde senatonun önemi azaldı.
-Roma'da
da toplumlar arasında sınıf farkları vardı. Patriciler (Asiller) ve
Plebler (orta sınıf), köleler (en
alt tabaka) oluştururdu. Bu sınıflar dışında imparatorluk sınıfları
içinde yaşayan ancak vatandaş kabul edilmeyen "Barbarlar"
vardı.
-12 Levha Kanunları
Roma Hukuku'nun temelini oluşturur. Aynı zamanda Roma Hukuku bütün
Avrupa Hukukunu etkilemiştir.
-Fenikelilerden
ionlar ve Yunanlılara geçen alfabeyi geliştirerek Latin Alfabesi haline
getirmişlerdir.
-Mısır'dan
alınan güneş takvimi Julius Sezar ve Papa XIII.Gregor'un katkıları
ile, "Miladi Takvim" şeklinde geliştirilmiştir .
-Lejyon
adı verilen paralı askerlerden oluşan disiplinli ve düzenli orduya
sahiplerdi,
-Anadolu'da askeri ve siyasi amaçlı yollar yapmışlardır. ,
-Aspendos Tiyatrosu,
Bozdoğan Kemeri (Valens su kemeri), Çemberli taş, Ankara'da Ogüst
Mabedi ile Roma Hamamı. Ankara Elmadağ su yolu Romalılardan kalmıştır.
-Ayasofya
kilisesi, Yere batan sarayı ve. Dikilitaş (Mısır'dan getirilmiştir.)
Bizans imparatorluğundan kalmıştır.
-Hıristiyanlığın
çıkışına tepki göstermelerine ve Hıristiyanlara çeşitli işkenceler
yapmalarına rağmen Konstantin zamanında MS.
313 yılında Hıristiyanlık kabul edilerek İmparatorluğun resmi
dini haline geldi.
-Bundan
sonra Hıristiyanlığı bütün Avrupa'ya yayanlar Romalılar oldu.
Devlet
Yönetimi: Roma, önceleri
krallıkla yönetilmekteydi. Kralların emretme yetkilerine imperium
denirdi. Krallar, Halk Meclisi tarafından seçilirdi. Halk Meclisi,
kanunların hazırlandığı önemli işlerin görüşüldüğü bir
meclisti. Halk Meclisi'nde oylar; fert olarak değil, topluluk oyu olarak
verilirdi. Ayrıca danışma meclisi olarak İhtiyarlar Meclisi (Senatus)
vardı.
Cumhuriyet
döneminde yönetim yetkileri bir yıllığına seçilen konsüllere
verildi. Sayıları iki tane olup, dokunulmazlıkları vardı. Yaptıkları
işlerden dolayı ancak görevden ayrıldıktan sonra hesap verirlerdi.
Bir konsül, diğerinin aldığı kararı veto edebilirdi.
M.Ö
44 yılında Sezar'ın öldürülmesi ile iç karışıklıklar başladı.
Octavianus'un iktidarı ele geçirmesi ile cumhuriyet dönemi sona erdi.
İmparatorluk dönemi başladı.
Dil
ve Edebiyat: Konuşulan dil
Latince’dir. Edebiyatta Yunan edebiyatının etkisi altında kaldılar.
Söz sanatı (hitabet) ve tarih yazıcılığında büyük bir başarı
gösterdiler.
Güzel
Sanatlar: Yapı nizamları
ve sütun başlıklarında Yunan mimarisi taklit edildi. Yapı sanatında
kubbe ve kemeri kullandılar. Bu sayede çok büyük anıtlar
yapabildiler. Cumhuriyet devrinde başlayan gelişme imparatorluk döneminde
ülkenin her bir yanına yayıldı. 
Heykeltraşlıkta, mimari kadar başarılı olamadılar.
yukarı
BİZANS UYGARLIĞI
Doğu
Roma İmparatorluğu zamanla Bizans İmparatorluğu haline geldi. İmparatorluk,
eski Yunan ve Helenizm kültürü ile yoğrulmuş Ortodoks Rumlarla, çeşitli
dil, din ve inançlara bağlı kalmış kavimlerden meydana gelmiştir.
Kuzey Afrika, İspanya’nın kıyı bölgeleri ve İtalya’nın fethi
ile en geniş sınırlara ulaşıldı. VII. yüzyıldan itibaren Türk ve
Müslümanlarla ilişkiler başladı. Emeviler zamanında İstanbul iki
kez kuşatıldı. X. yüzyıldan itibaren Türkler, Anadolu'ya girmeye başladılar.
Bizanslılar, Malazgirt'te Türklere yenilerek Anadolu üzerindeki
hakimiyetlerini kaybettiler (1071 ).

İmparatorluğun
son zamanlarında din kavgaları önemli bir sorun halini aldı. İmparatorluk
devamlı toprak kaybına uğradı. Venedik ve Cenevizliler Bizans'ın
durumundan yararlanarak sömürgelerini genişlettiler. İmparatorun İstanbul
dışında kalan şehirler üzerinde nüfuzu kalmadı. Tekfurlar bölgelerini
diledikleri gibi yönetmeye başladılar. Sonunda Anadolu ve Rumeli'yi
eline geçiren Osmanlılar tarafından yıkıldı (1453).
Devlet
Yönetimi: Düzenli bir
veraset sistemi yoktu. Kuvvetli olan herkes, imparator olabilirdi. Bu yüzden
Bizans'ta devamlı taht kavgaları vardı. Geniş bir teşkilata sahip
olan Bizans sarayı, sıkı bir düzene ve törene bağlı idi. Din işleri,
patrik tarafından yönetilirdi. Patriklerin görevlerine atanmaları ve görevden
alınmaları imparatorun elinde idi.
Memleket
Yönetimi: İmparatorluk
valiler tarafından yönetilen büyük eyaletlere (temlere) ayrılmıştı.
Sınırda bulunan temler, dük adı verilen askeri valilerin yönetimi altında
idi. Bunlar diğer temlerden daha fazla önem taşımakta idi. En önemli
temler, Asya ve Kuzey Afrika temleri idi. Bizans İmparatorluğunda ilk
zamanlar, Roma kanunları uygulanmakta iken, jüstinyen devrinde yeni
kanunlar düzenlendi.

Din
ve İnançlar: Hıristiyanlık,
çıkışından itibaren birçok ayrılıklar gösterdi. Hz. İsa’nın
kişiliğinden ileri gelen bu ayrılıklar, yeni mezheplerin ortaya çıkmasına
sebep oldu.
Güzel
Sanatlar:

Bizans
sanatı, eski Yunan, Helenizm ve doğu sanatlarının karışmasından doğmuştur.
Bizans mimarisinde, kubbelerde doğu sanatının, yapıların iç süslemelerinde
batı sanatının etkileri görülür. Bizans mimarisinin en güzel örnekleri
kiliseler ve saraylardır.
yukarı
İRAN UYGARLIĞI
İlkçağ
İran uygarlığını yaratanlar Medler ve Perslerdir. Yolları yaparak
ticareti geliştiren İranlılar düzenli bir posta örgütü kurmuşlar,
çivi yazısını kullanmışlar ve Zerdüştlük dinine inanmışlardır.
Sivil ve askeri görevleri bir arada yürüten valilik (satraplık)
uygulaması da vardır.
İran Dinsel inancı olan Zerdüştlükte başlıca iki Tanrı vardı. İyilik
Tanrısı Hürmüz-Ahuramazda ve kötülük Tanrısı Ehriman. İnanca göre
İyilik Tanrısı ile Kötülük Tanrısı arasında bitmeyen bir mücadele
vardır. Nihai savaşı iyilik Tanrısı kazanacaktır. Dünyadaki olaylar
bu iki Tanrı arasındaki savaşın somutlaşmış görüntüsüdür. İnsanlar
bu iki Tanrıdan birinin yanında yer almak zorundadırlar. İyilik Tanrısının
yanında yer alanlar zafer kazanıldığında ödüllendirilecekler, kötülük
Tanrısının yanında yer alanlar ise cezalandırılacaklardır. İyilik
Tanrısını aydınlık, Kötülük Tanrısını karanlık
simgelemektedir.Bu nedenle insanlar iyilik Tanrısının yanında yer aldıklarını
göstermek ve ona yardım etmek için Tapınaklardaki Ateşgede
adını verdikleri sunaklarda sürekli ateş yakmaktadırlar.
yukarı
ORTA ASYA UYGARLIĞI
Türklerin
ilk anayurdu Orta Asya’dır.
Orta
Asya’nın ilk medeniyet merkezi Anav
Kü1türü Türkistan'ın başkenti
Aşkabat civarında, Kelteminar kültürü
Amuderya ırmağı çevresinde, Afanasyevo kültürü Altay ve çevresinde,
Adronova kültürü Altaylar ve çevresinde Karasuk kültürü
Yenisey ırmağı civarında kurulmuştur.
-Tarım
ve hayvancılık
-Madenin
işlenilmesi ,(bakır...demir-altın)
-Atın
evcilleştirilmesi
-Tekerlekli
arabaların yapılması
-Halıcılık
gibi gelişmeler gôrülmüştür.
Orta
Asya uygarlığı, yapılan göçler ile Mezopotamya Anadolu ve bütün
ön ve doğu Asya uygarlıklarını etkilemiştir.
GÖÇLER
M.Ö
10-15 bin yıl evvel Orta Asya'da iklim koşulları değişmeye başladı.
Havaların ısınması ile kuraklık baş gösterdi. İnsanlar, M.Ö V.
binde kurumuş ve çölleşmiş Orta Asya platolarında yaşamaya başladılar.
M.Ö 2500 yılından itibaren Orta Asya'dan göçler başladı. Göçler
hakkındaki bilgilerimiz arkeolojik buluntular ile elde edilmektedir. Göç
dalgaları durmadan devam etti. İlk gelenler, arkadan gelenlerin baskısı
ile ileriye doğru göç etmek zorunda kaldılar.
Göçlerin
Sebepleri: İklim koşullarının
değişmesi ile Orta Asya'da kuraklık başladı. Kuraklık ve nüfus artışı,
mevcut otlak ve meraları yetersiz bir hale getirdi. Kavimler arasındaki
mücadeleler insanları bulundukları bölgelerden göç etmeye zorladı.
Kendileri ve hayvan sürüleri için daha elverişli ve güvenli bölgeler
aramak zorunda kaldı.
Göç
Yolları: Göçler,
Hazar denizinin kuzeyinden Avrupa içlerine, Hazar denizinin güneyinden
Ön Asya'ya, Afganistan üzerinden Hindistan'a, Doğu Türkistan üzerinden
Çin ve güneydoğuya 0lmuştur.
Göçlerin
Sonuçları: Göçler, uzun yıllar devam etti. Güneybatıya göç eden
topluluklar, bu bölgelerde yeni Türk devletleri kurdular. Batıya giden
topluluklar ise zaman içinde varlıklarını kaybettiler. Diğer kavimler
arasına karışarak eriyip yok oldular.
|